Yeni yılın yaklaşmasıyla birlikte küresel ölçekli şirketlerden mikro ölçekli kurumlara kadar çok sayıda firma promosyon ürünlerine bütçelerinden büyük paylar ayırmaya başladılar. Kurumlar ortalama yıllık gelirlerinin %5’ini promosyon ürünlerine ayırmaktadırlar. Bu oranın da yaklaşık %30’unu kasım ve aralık aylarında harcıyorlar. Bu oran yıllık kazançlarıyla karşılaştırıldığında büyük meblağlar yapıyor ki 6 milyar TL gibi bir rakam bu aylarda promosyon için harcanmış oluyor.

Türkiye’de promosyon sektörünün yıllık hacmi 20 milyar TL seviyelerinde bulunuyor ve her geçen gün bu miktar artarak büyüyor. Sektörün e-ticaret ayağında, yeni nesil baskı faaliyetleriyle öne çıkan Bidolusu Baskı’nın CEO’su Ömer Atakoğlu, kendilerinin 10 binin üzerinde ürün varyasyonuna sahip oldukları, bununla hem yurt içinde hem de yurt dışından gelen talepleri tek noktadan karşılama fırsatı elde ettiklerini söyledi.

Promosyon ürünleri modern çağın en etkili tanıtım araçları arasında yer alıyor. Firmalar potansiyel müşterilerini etkilemek, onların dikkatlerini çekmek, ürünlerini pazarlamak için promosyonlardan faydalanıyorlar. Bu alanda hiçbir sınırlama yok. Üstelik geçmişte sadece kalem, defter, şapka üçgeninde düşünülen promosyon ürünleri bugün itibariyle bütün sınırları kaldırmış, on birlerce ürün çeşitliliğine ulaşmıştır. Yaşa, göre, sektöre göre, cinsiyete göre ve daha onlarca kategoride promosyon ürünleri tercih edilebiliyor. Firmalar, hedef kitlelerinin düzeylerine göre de ürün konsepti belirleyip özellikle üst makamlardaki müşterileri için çok daha prestijli promosyon ürünleri sunabiliyorlar. Bu da tüketici sadakatinin yaratılmasına büyük katkı sunuyor.

Promosyon sektörü 20 milyar TL’lik büyüklüğü aştı

Promosyon sektörü teknolojinin ve dijitalleşmenin her alanı etkisi altına aldığı, adeta kasıp kavurduğu dönemde dahi varlığını korumayı başarmış bulunuyor. Firmalar, şirketler hedef kitleleriyle hiçbir somut bağ kurmadığı, e-ticaret gibi tamamen sanal ortamda ilerleyen şirketler dahi iş promosyona geldiğinde somut ürünlere başvuruyor, çeşitli hediyelerle müşterilerinin gönüllerini kazanmaya çalışıyorlar. Bu sayede de şu an için promosyon sektörü 20 milyar TL’lik büyüklüğe ulaşmış bulunuyor. Promosyon sektörü sınırlarını sadece ülke içine hapsetmiş de değil. İhracat değeri de yaklaşık 2 milyar Euro düzeyinde.
Atakoğlu, kendilerinin 100’ü aşkın ürün çeşidine sahip olduklarını, bunların farklı varyasyonlarıyla 10 binin üzerinde çeşit oluşturduklarını, tamamının baskı ihtiyaçlarını da tek bir merkezde karşıladıklarını belirtiyor.

21. Yüz yılda reklam yapmanın akıllarda kalıcı olmanın ve marka değerinden söz ettirmenin çok büyük önem taşıdığını söyleyen Atakoğlu, promosyon ürünleriyle bunu başaran firmaların çok fazla olduğunu, bu yüzden de gelirlerinin her yıl %5’ini promosyon ürünlerine ayırdıklarını, bu harcamanın da en az %30’unu yılbaşına yakın dönemde yaptıklarını ifade ediyor. İşletmelerin en fazla takvim, kalem, ajanda, küp bloknot benzeri ürünlere rağbet gösterdiklerini; fakat verim alabilmek için sadece promosyon ürünü dağıtmanın yeterli olmadığını söylüyor. Ona göre tam verim alabilmek için ilk olarak doğru hedef kitlenin belirlenmesi gerekiyor. İçinde bulunulan sezona dikkat etmek ve hizmet gösterilen bölge de dahil bir üçgen dahilinde hareket edilmesi gerekiyor.

Promosyon ürünü dağıtırken hedef kitleyi iyi analiz edin

Hedef kitlenin önemi, her meslek grubunun, her yaş aralığının, her cinsiyetin ve daha onlarca kategorinin tercihlerinin farklı olmasından kaynaklanıyor. Özellikle meslek gruplarında her meslekte kullanılacak ürünler farklıdır. İnsanlar günümüzde bir şeyin üzerinde sadece firma, şirket isminin olmasına önen vermiyorlar. Onların en dikkat ettikleri nokta, aldıkları hediyelerin bir ihtiyaçlarını karışılması, kullanılabilir olması, kaliteli ve özenilmiş olmasıdır. Dolayısıyla bunlara dikkat etmeyen firmalar çoğu zaman sadece promosyon ürünlerine yaptıkları masraflarla kalıyor, geri dönüş hiçbir şekilde istedikleri düzeyde olmuyor.

Sezonun önemi ise insanların zamana göre ihtiyaçlarının değişmesinden, kullandıkları eşyaların değişmesinden kaynaklanıyor. Bu konuda firmaların önünde iki seçenek bulunuyor. Ya kısa sürede en fazla ihtiyaç duyulabilecek ürünlere yönelip yoğun ilgi görmek ya da her zaman kullanılabilecek, modası ve kullanılabilirliği yüksek ürünler tercih etmek. Örneğin yaz döneminde şapka, matara, su şişesi, tişört gibi ürünlere yoğun şekilde ihtiyaç duyulurken ajanda, termos, saat, takvim gibi ürünler yılın her günü, her zaman kullanılabilirliği yüksek parçalardır.

Hizmet verilen bölge noktasında da firmaların kendi faaliyet alanlarını yansıtan, hizmet verdikleri bölgelerdeki ilgi yoğunluğu oluşturacak ürünlere yönelmeleri avantaj sağlar. Türkiye’de promosyon sektörü bütün bunları karşılayabilecek çeşitliliğe ve kaliteye sahiptir. Firmaların talepleri stratejileri doğrultusunda rahatlıkla karşılanabilmektedir.

Ürün Çeşitliliği ve Kalitesi Avrupa Pazarına Girmeyi Kolaylaştırıyor

Türkiye’deki promosyon sektörünü de değerlendiren Atakoğlu, Türkiye’nin en büyük 500 şirketinin yıllık promosyon harcamalarının 1 milyar TL’yi aştığını belirtiyor. Pazarın devamlılığına katkı sunan ortalama 60 bin civarında firmanın bulunduğunu, bu alanda Bidolubaskı’nın e-ticaret kanadında talepleri karşılayabilmek için altyapıya önem verdiklerini, bu alana çok büyük yatırımlar yaptıklarını belirtiyor. Ürün çeşitliliklerinin fazla olmasının ve üretim kalitelerinin yüksek olmasının Avrupa pazarında kendilerine çok büyük kapılar açtığını, Avrupa’dan sürekli üretim talepleri aldıklarını, bunun kendilerinin ulusal ve uluslararası alanda sektörde bilinirliklerini, güvenilirliklerini ve işlem potansiyellerini artırdığını ifade ediyor. Ürün çeşitliliklerini ve uyarlamalarını kişiye özel, kuruma özel yapabilmenin avantajına dikkat çekiyor.